Mustafakemalpaşa Haber
AdanasporAkhisar BelediyesporAlanyasporAntalyasporBeşiktaşBursasporÇaykur RizesporFenerbahçeGalatasarayGaziantepsporGençlerbirliğiİstanbul BaşakşehirKardemir KarabüksporKasımpaşaKayserisporKonyasporOsmanlı SporTrabzonspor

Bursaspor’un Kalesi Mustafakemalpaşalı Okan KOÇUK’a Emanet!

Mustafakemalpaşaspor kapanmak üzereydi. Belki de orada o gün seçilmeseydim futbol hayatım bitebilirdi. Bence dönüm noktası orası.

Bu haber 06 Eylül 2018 - 21:16 'de eklendi ve 1.107 views kez görüntülendi.

Bursaspor’un Kalesi bundan böyle Mustafakemalpaşa’nın bağrından çıkan genç file bekçisi Okan Koçuk’a emanet!.  Bursaspor, Harun Tekin’in ayrılmasının ardından Beşiktaş’a karşı kaleyi Okan Koçuk’a emanet etmişti.  Bursaspor’un altyapısından yetişen 23 yaşındaki kaleci, son 2 sezonu Bandırmaspor ve ardından İstanbulspor’da kiralık olarak geçirmişti. Tecrübe kazanan genç kaleci, Türk Milli Takımı’nın U16’dan itibaren tüm yaş gruplarında da forma giydi. Özellikle teknik direktör Samet Aybaba’nın da yoğun ilgi gösterdiği Okan Koçuk, bu sezon Harun Tekin’in geleceğinin belli olmaması üzerine takımda tutulmuştu.

Harun Tekin’in Fenerbahçe’ye gidişinin ardından Bursaspor’un kalesini ise 23 yaşındaki Okan Koçuk, 21 yaşındaki Muhammed Şengezer ve 19 yaşındaki Ataberk Dadakdeniz oluşturacak.

PEKİ MUSTAFAKEMALPAŞALI OKAN KOÇUK KİMDİR ?

Okan KOÇUK kendisini ve ailesini böyle anlatıyor

27 Temmuz 1995’te Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde doğdum. Babam araba tamircisi, annem ise ev hanımı. Ben de yazları babamın yanında çalışırdım. Tamirhaneye gider arabaların altına girer, iki vida sıkardım. İnsan sanayide gerçekten de hayatı öğrenebilir. Ben de orada hayatı öğrenirdim. Orada bulunmaktan, çalışmaktan mutlu oluyordum. Şimdi gıda mühendisi olan bir ağabeyim var. Küçüklüğümüzde birlikte sanayiye gider, babama yardım ederdik.

Spora yönelmende babanın ve çevresinin etkisi oldu mu?
Aslında sanayiye gittiğim dönemlerde fiziğim yaşıtlarıma göre daha gelişmişti. Ancak babamın sporla hiç alakası yoktu. Ailemde de bırakın sporcu olmayı, sporla alâkası bulunan kimse yoktu. Sporcu olmayı tamamen kendim tercih ettim.
Bir yandan babana yardım, bir yandan spor Eğitimini ne yaptın bu arada?
12 yaşında Bursaspor’a transfer olana kadar Mustafakemalpaşa’da okudum. 8. sınıftan itibaren ise eğitimime Bursa’da devam ettim. Şimdi de üniversite eğitimimi tamamlayama çalışıyorum. Ancak şu bir gerçek ki, futbol ve okul sürecini birlikte yürütebilmek çok zor. Aslında derslerim oldukça iyiydi. Fakat bir yol ayrımına geliyor ve futbolla okul arasında hangisine ağırlık vereceğinize dair bir seçim yapmak zorunda kalıyorsunuz. Futbolu tercih ettiğinizde de derslerinizden feragat ediyorsunuz. Sonuçta ben futbolu seviyor ve oynamak istiyordum. İzin alıp antrenmanlara gidiyordum. Ama tabiî okuldaki diğer arkadaşlarınızdan dersler konusunda geri kalıyorsunuz. Orada bir yol ayrımı oldu ve ben futbolu seçtim. Bugün iyi ki de seçtim diyorum.
Futbola olan yeteneğini ilk kim keşfetti ve seni profesyonel bir kulübün kapısından içeri soktu?
Amcam, “Seni Mustafakemalpaşaspor’un altyapısına yazdıralım” demiş, ben de, “Tamam” deyip gitmiştim. Amcam futbolu seven ve takip eden bir insandı. Onunla maçlara giderdim. Yaz okuluna gittim onun sayesinde. Hikâyem de burada başladı diyebilirim.
Peki, kaleye geçmen nasıl oldu?
Aslında en enteresan kısmı da burası Okul takımında forvet oynuyordum. Golcüydüm. Gol atmayı seviyordum. Ama 8 yaşındayken yaz okulunda kaleciliği seçtim. Bana, “Hangi mevkide oynuyorsun?” diye sordular. Ben de bir anda içimden gelen bir duyguyla, “Kaleci olmak istiyorum” dedim. Eldivenleri verdiler, ben de kaleye geçtim. Bu tamamen içimden gelen bir duyguydu. O gün kaleci olmak istiyordum, oldum. Yaz okulunda kaleci oluyor, okul takımında forvete geçiyordum. En sonunda bir gün okul takımındaki hocam, “Artık birini seçmelisin. Ya kaleci olacaksın ya da forvet” dedi. Golcü olmak istiyordum ama yaz okulundaki hocam, “Kalecilikte gerçekten iyisin. Burada ilerlemelisin. Bu konuda yeteneğin var” deyince yolumu kaleci olarak yürümeyi kabul ettim. Bana bu yolu gösteren Cüneyt Hocamdan Allah razı olsun. Bana doğru bir tercih yaptırmış ki, bugün buralara kadar geldim.
Mustafakemalpaşaspor’da filiz lisansının çıktığını ve 3 yıl amatör vizeyle bu kulüpte oynadığını görüyoruz. Orada nasıl bir altyapı eğitimi aldın?
Mustafakemalpaşaspor o zamanlar çok zor dönemlerden geçiyordu. 3. Lig’den düşmek üzereydi. Ancak buna rağmen altyapısı vardı. Ben orada devam ediyordum. Maçlara gidip geliyorduk. Bir gün Bursaspor ile grup maçımız vardı. O maçta çok iyi performans sergiledim. 3-0 yenilmemize rağmen beni beğenmişlerdi. Ondan sonra ailemi aradım. Bursaspor’un beni istediğini söyledim. Havalara uçmuştum. Mustafakemalpaşaspor kapanmak üzereydi. Belki de orada o gün seçilmeseydim futbol hayatım bitebilirdi. Bence dönüm noktası orası. Çünkü o günden sonra kulüp kayyuma gitti ve kapandı. Ben o sene transfer olmasam bir daha bu şansı bulamayabilirdim. O sene Bursaspor’da Faruk Korkmaz vardı. Şu anda da Bursaspor’da altyapıda genel koordinatör Musa Öztürk ve Faruk Korkmaz beni beğendi ve kulübe kazandırdılar.
Seninle birlikte futbola başlayan birçok arkadaşın bugün futbolcu olamadı ama sen bunu başardın ve A Millî Takım kadrosuna seçilecek seviyeye geldin. Neleri farklı yaptın da bu seviyeye çıktın?
Yetenek gerçekten çok önemli Ama bu işin bence detayı çalışmak, çok çalışmak Eğer çok çalışırsanız bir gün kapılar size açılacaktır. 12 yaşında gurbete gittim. Bursa ile Kemalpaşa arasında 1 saat var ama bizim evimizle kaldığımız tesislerin arası 2.5 saat! O yüzden çok rahat gurbete gittim diyebiliyorum. İlk yılımda çok zorlandım. Sürekli ailemi arıyor, “Geri dönmek istiyorum” diyordum. Ama ilk seneyi atlattıktan sonra biraz daha olgunlaştım. Hayatı orada öğrendim. Ailem sürekli destek verdi. Beni yalnız bırakmamaya çalıştılar. 12 yaşında bir çocuk olarak minibüsten in, metroya bin, metrodan in, tekrar minibüse bin, çok zordu. Ailem yanıma gelip destek oluyordu. O noktada fedakârlıklar yapıyorsunuz. 12 yaşındaki çocuk her zaman ailesinin yanında olmak ister. Anne-baba sevgisini sürekli almak ister. Ama siz orada annenizden, babanızdan uzak kalıp, bir işi başarmak için uğraşıyorsunuz. Hayatınıza yön vermek için çalışıyorsunuz. Benim için çok zor bir dönemdi ama şimdi o zor günlere dayanmanın meyvelerini topluyorum.
Bursaspor'un Kalesi Mustafakemalpaşalı Okan KOÇUK'a Emanet! - Mustafakemalpaşa Haber
Mustafakemalpaşa Haber

Bursaspor’un Kalesi Mustafakemalpaşalı Okan KOÇUK’a Emanet!

Mustafakemalpaşaspor kapanmak üzereydi. Belki de orada o gün seçilmeseydim futbol hayatım bitebilirdi. Bence dönüm noktası orası.

Bursaspor’un Kalesi Mustafakemalpaşalı Okan KOÇUK’a Emanet!
Bu haber 06 Eylül 2018 - 21:16 'de eklendi.

Bursaspor’un Kalesi bundan böyle Mustafakemalpaşa’nın bağrından çıkan genç file bekçisi Okan Koçuk’a emanet!.  Bursaspor, Harun Tekin’in ayrılmasının ardından Beşiktaş’a karşı kaleyi Okan Koçuk’a emanet etmişti.  Bursaspor’un altyapısından yetişen 23 yaşındaki kaleci, son 2 sezonu Bandırmaspor ve ardından İstanbulspor’da kiralık olarak geçirmişti. Tecrübe kazanan genç kaleci, Türk Milli Takımı’nın U16’dan itibaren tüm yaş gruplarında da forma giydi. Özellikle teknik direktör Samet Aybaba’nın da yoğun ilgi gösterdiği Okan Koçuk, bu sezon Harun Tekin’in geleceğinin belli olmaması üzerine takımda tutulmuştu.

Harun Tekin’in Fenerbahçe’ye gidişinin ardından Bursaspor’un kalesini ise 23 yaşındaki Okan Koçuk, 21 yaşındaki Muhammed Şengezer ve 19 yaşındaki Ataberk Dadakdeniz oluşturacak.

PEKİ MUSTAFAKEMALPAŞALI OKAN KOÇUK KİMDİR ?

Okan KOÇUK kendisini ve ailesini böyle anlatıyor

27 Temmuz 1995’te Bursa’nın Mustafakemalpaşa ilçesinde doğdum. Babam araba tamircisi, annem ise ev hanımı. Ben de yazları babamın yanında çalışırdım. Tamirhaneye gider arabaların altına girer, iki vida sıkardım. İnsan sanayide gerçekten de hayatı öğrenebilir. Ben de orada hayatı öğrenirdim. Orada bulunmaktan, çalışmaktan mutlu oluyordum. Şimdi gıda mühendisi olan bir ağabeyim var. Küçüklüğümüzde birlikte sanayiye gider, babama yardım ederdik.

Spora yönelmende babanın ve çevresinin etkisi oldu mu?
Aslında sanayiye gittiğim dönemlerde fiziğim yaşıtlarıma göre daha gelişmişti. Ancak babamın sporla hiç alakası yoktu. Ailemde de bırakın sporcu olmayı, sporla alâkası bulunan kimse yoktu. Sporcu olmayı tamamen kendim tercih ettim.
Bir yandan babana yardım, bir yandan spor Eğitimini ne yaptın bu arada?
12 yaşında Bursaspor’a transfer olana kadar Mustafakemalpaşa’da okudum. 8. sınıftan itibaren ise eğitimime Bursa’da devam ettim. Şimdi de üniversite eğitimimi tamamlayama çalışıyorum. Ancak şu bir gerçek ki, futbol ve okul sürecini birlikte yürütebilmek çok zor. Aslında derslerim oldukça iyiydi. Fakat bir yol ayrımına geliyor ve futbolla okul arasında hangisine ağırlık vereceğinize dair bir seçim yapmak zorunda kalıyorsunuz. Futbolu tercih ettiğinizde de derslerinizden feragat ediyorsunuz. Sonuçta ben futbolu seviyor ve oynamak istiyordum. İzin alıp antrenmanlara gidiyordum. Ama tabiî okuldaki diğer arkadaşlarınızdan dersler konusunda geri kalıyorsunuz. Orada bir yol ayrımı oldu ve ben futbolu seçtim. Bugün iyi ki de seçtim diyorum.
Futbola olan yeteneğini ilk kim keşfetti ve seni profesyonel bir kulübün kapısından içeri soktu?
Amcam, “Seni Mustafakemalpaşaspor’un altyapısına yazdıralım” demiş, ben de, “Tamam” deyip gitmiştim. Amcam futbolu seven ve takip eden bir insandı. Onunla maçlara giderdim. Yaz okuluna gittim onun sayesinde. Hikâyem de burada başladı diyebilirim.
Peki, kaleye geçmen nasıl oldu?
Aslında en enteresan kısmı da burası Okul takımında forvet oynuyordum. Golcüydüm. Gol atmayı seviyordum. Ama 8 yaşındayken yaz okulunda kaleciliği seçtim. Bana, “Hangi mevkide oynuyorsun?” diye sordular. Ben de bir anda içimden gelen bir duyguyla, “Kaleci olmak istiyorum” dedim. Eldivenleri verdiler, ben de kaleye geçtim. Bu tamamen içimden gelen bir duyguydu. O gün kaleci olmak istiyordum, oldum. Yaz okulunda kaleci oluyor, okul takımında forvete geçiyordum. En sonunda bir gün okul takımındaki hocam, “Artık birini seçmelisin. Ya kaleci olacaksın ya da forvet” dedi. Golcü olmak istiyordum ama yaz okulundaki hocam, “Kalecilikte gerçekten iyisin. Burada ilerlemelisin. Bu konuda yeteneğin var” deyince yolumu kaleci olarak yürümeyi kabul ettim. Bana bu yolu gösteren Cüneyt Hocamdan Allah razı olsun. Bana doğru bir tercih yaptırmış ki, bugün buralara kadar geldim.
Mustafakemalpaşaspor’da filiz lisansının çıktığını ve 3 yıl amatör vizeyle bu kulüpte oynadığını görüyoruz. Orada nasıl bir altyapı eğitimi aldın?
Mustafakemalpaşaspor o zamanlar çok zor dönemlerden geçiyordu. 3. Lig’den düşmek üzereydi. Ancak buna rağmen altyapısı vardı. Ben orada devam ediyordum. Maçlara gidip geliyorduk. Bir gün Bursaspor ile grup maçımız vardı. O maçta çok iyi performans sergiledim. 3-0 yenilmemize rağmen beni beğenmişlerdi. Ondan sonra ailemi aradım. Bursaspor’un beni istediğini söyledim. Havalara uçmuştum. Mustafakemalpaşaspor kapanmak üzereydi. Belki de orada o gün seçilmeseydim futbol hayatım bitebilirdi. Bence dönüm noktası orası. Çünkü o günden sonra kulüp kayyuma gitti ve kapandı. Ben o sene transfer olmasam bir daha bu şansı bulamayabilirdim. O sene Bursaspor’da Faruk Korkmaz vardı. Şu anda da Bursaspor’da altyapıda genel koordinatör Musa Öztürk ve Faruk Korkmaz beni beğendi ve kulübe kazandırdılar.
Seninle birlikte futbola başlayan birçok arkadaşın bugün futbolcu olamadı ama sen bunu başardın ve A Millî Takım kadrosuna seçilecek seviyeye geldin. Neleri farklı yaptın da bu seviyeye çıktın?
Yetenek gerçekten çok önemli Ama bu işin bence detayı çalışmak, çok çalışmak Eğer çok çalışırsanız bir gün kapılar size açılacaktır. 12 yaşında gurbete gittim. Bursa ile Kemalpaşa arasında 1 saat var ama bizim evimizle kaldığımız tesislerin arası 2.5 saat! O yüzden çok rahat gurbete gittim diyebiliyorum. İlk yılımda çok zorlandım. Sürekli ailemi arıyor, “Geri dönmek istiyorum” diyordum. Ama ilk seneyi atlattıktan sonra biraz daha olgunlaştım. Hayatı orada öğrendim. Ailem sürekli destek verdi. Beni yalnız bırakmamaya çalıştılar. 12 yaşında bir çocuk olarak minibüsten in, metroya bin, metrodan in, tekrar minibüse bin, çok zordu. Ailem yanıma gelip destek oluyordu. O noktada fedakârlıklar yapıyorsunuz. 12 yaşındaki çocuk her zaman ailesinin yanında olmak ister. Anne-baba sevgisini sürekli almak ister. Ama siz orada annenizden, babanızdan uzak kalıp, bir işi başarmak için uğraşıyorsunuz. Hayatınıza yön vermek için çalışıyorsunuz. Benim için çok zor bir dönemdi ama şimdi o zor günlere dayanmanın meyvelerini topluyorum.
POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER