ALTIN 477,02
DOLAR 7,8155
EURO 9,1845
BIST 1.123
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Bursa 25 °C
Gök Gürültülü

Her Şey ve Her Kişi Kalbimizin İcra Ettiği Şekilde Karşımızdalar…

27.08.2020
A+
A-
Her Şey ve Her Kişi Kalbimizin İcra Ettiği Şekilde Karşımızdalar…

Her Şey ve Her Kişi Kalbimizin İcra Ettiği Şekilde Karşımızdalar…

“Kalp İle“ var olduğumuz bir Dünya da “Kalp İle” yok olacağımız bilincini an be an belleğimizde taşımakla başlar insanlık…

Sol yanımızda taşıdığımız bu organ ; Allah’ın bize bahşettiği müfrit özel bir mirastır.

“Miras” denildiğinde bir çok kişi tarafından akla ilk gelen, maddiyat ile örtüşen somut varlıklardır. Oysa “Miras” kelimesinin birincil tanımı; Soyaçekim yoluyla gelen herhangi bir özelliktir. Ve bence bizden sonra gelen nesillere bırakabileceğimiz en önemli özellik; yürekçe kabulü uygun görülmüş tutumların tamamıdır. Örneğin; Saygı, Sevgi, Merhamet, Güven, Hoşgörü gibi özelliklerin mirasa tabi tutulmasından yanayım. Bu özelliklerin davranışlarımıza, düşüncelerimize ve hislerimize yansıması doğrultusunda bize yön veren, kalbimizin ta kendisidir. Yaşanılan ve yaşadığımız ne var ise; sadece kalbimizin izin verdiği durum ve olgular olduğunu anlamak, bir insana kendimizi belirli ölçülerle tanıttığımız değerlerin neticesidir. Hani tabir-i caizse; “Herkes kalbinin ekmeğini yer.” deyiminin can bulmasıdır kalp ile hareket etmek.

Lakin! Kalbin can çekişmesine sebep olan büyük bir tehlike var ki; kirli düşüncelerimiz.

Beynimizi yersiz zamanlarda “HİÇ” bir şekilde “HEP” meşgul eden, çürüten binlerce kurnaz kurtcuklar…

Beyin terörde!

Gaspa uğruyor kalp şuursuzca…

Ve nitekim; bilinçsizce sergilediği eylemler karşısında, kendini yalnızlığa mahkum ederek,  hayıflanmalarla kalakalıyor ortada.

Neden yalnızım?, Kimse beni anlamıyor?, Kime güvendiysem hep yanıldım?…

Oysa kendi yanılsamalarının olumsuzluklarıdır tüm sorularının cevapsızlığı…

Yüreğimizin hissettikleri ile, zihnimizin salgıladığı olumsuz düşünceler arasında gel gitler yaşanırken oluşur bir çok ruhi kayıplar; Zat ile sürtüşmeler, kırgınlıklar, küslükler, ziyanlar, yargılar, gazaba düşmeler, yakınmalar…

Düşüncelerimiz olanca hışımıyla olumsuz konferanslar verirken bize; kalp yavaş yavaş ağı hala bürünür ve kendini tutuklu kılar tüm kokuşmuş habis duygulara. Hal böyle olunca; kalp halini hiç bir şekilde doğru ifade edemeyecek ve ne verirse onu alacaktır. Aldıklarının verdiklerine denk olduğunu idrak etmesi de bir hayli zaman alacaktır. Ne zaman ki vicdan yangın yeri o vakit kalpte ebedi bir sızı…

Kalp ki; vicdan duygusuyla birebir örtüşen tek organdır.

Kalbin içsel gücüdür vicdan. Katiyen yanıltmayacak bu gücün ne denli ağırlıkta sancıdığını muhakkak ki her kalp tatmıştır.

Acıtmayın!

Böylesine yüklü bir acıyı taşımamak için tek yapmamız gereken vicdanımızla kalbimizin  muhabbetine koşulsuz izin vermek. Beynimizin ettiği kuru gevezelik ile yormayalım kalbimizi ne olur; yormayalım tek bir nefesizlikte dahi canını oracıkta bırakabilecek hassasiyette olan nice kalpleri.

O kalpler olmasa bizim kalbinizin hükmü nedir ki?

Yoktur belki de bir kalbin mutlak kaidelere ömürlük itaat etmesi. Neticede her kalbin kendine benzediği, kendini bulduğu, tanıdığı, yenilediği veya yenilendiği diğer kalplerde mevcuttur. Ve her daim birbirleriyle etkileşim halindedirler. Buna dayanarak kalp sadece vicdanının sesine kulak veriyorsa değişme aç, gelişime istekli, işlenmeye hazırdır. Böylesine nitelikli bir kalbin sahibi olduğumuzu beynimizin vesveleriyle kendimize unutturmayalım. Öyle ki; insanoğlunun en büyük zaafı olumsuz görüşleri anında kabul edip girdabına kapılmakır. Fakat zaaflarımıza söz geçirebilecek kadar da güçlü bir gönüle sahip olduğumuz gerçeği bunu örtbas edebilir.

Kalp söze başlayınca beyin sağır olurmuş. Beynimize sağır olup kalbimizi işitebileceğimiz yetkinliği her daim taşıyabilmek adına benim sözüm var kendime.

Ya sizin?…

BİR YORUM YAZIN

ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.