Mustafakemalpaşa Haber

Mustafakemalpaşa Doğu Türkistan için tek ses oldu

İHH Mustafakemalpaşa Şubesi, Çin’in Doğu Türkistan’daki Müslüman soydaşlarımıza yönelik işkencelerini protesto etti.

Mustafakemalpaşa Doğu Türkistan için tek ses oldu
Bu haber 20 Aralık 2019 - 16:18 'de eklendi.
mustafakemalpaşa satılık DAİRE

İHH Mustafakemalpaşa Şubesi, Çin’in Doğu Türkistan’daki Müslüman soydaşlarımıza yönelik işkencelerini protesto etti.

İHH İnsani Yardım Vakfı Mustafakemalpaşa Şubesi tarafından Çin zulmü altındaki Doğu Türkistan’ın sesini dünyaya duyurmak ve zulme ‘Dur’ demek için eylem düzenlendi.

İHH Mustafakemalpaşa Şube Başkanlığı tarafından, Cuma namazı sonrası Şeyhmüftü Cami önünde yapılan açıklamada, Doğu Türkistan’ın politik kaygılara kurban edilmemesi gerektiğine dikkat çekildi. İslam İşbirliği Teşkilatını göreve davet eden açıklamada, “Tüm dünyadaki vicdan sahipleri, Çinin hukuksuz uygulamalarına son verinceye kadar Çin mallarını boykot etmelidir” ifadeleri yer aldı.

İHH’nın önderliğinde düzenlenen eyleme, Mustafakemalpaşa Belediye Başkanı Mehmet Kanar, AK Parti İlçe Başkanı Murat Hallaçoğlu, İlçe Milli Eğitim Müdürü Mustafa Efe, bazı siyasi parti ve STK temsilcilerinden de destek geldi.

İHH Şube Başkanı Mustafa Bulut, Çin hükumetinin uyguladığı baskılardan bahsettiği ve tüm dünya kamuoyuna çağrıda bulunduğu açıklamasında, şunları kaydetti:

“2000 yılı sonrasındaki siyasi, ekonomik ve askeri atılımlarla gündeme gelen Çin, sınırlarının doğu ve batısında iki farklı yüzle ortaya çıkmaktadır. Özellikle uzun yıllardır asimilasyon ve yıldırma politikaları yürütülen Doğu Türkistan tüm dünya gündeminden saklanmakta, Müslüman Uygurlar her türlü hak ihlaline maruz bırakılmaktadır. Sincan Uygur Özerk Bölgesi Komünist Parti Sekreteri olan Chen Chuanguo’nun 2017 Nisan ayından itibaren Doğu Türkistan’daki Uygurları, hapishanelere veya zorunlu Politik Eğitim Kampları’na göndermesi ve beyin yıkamaya yönelik uygulamaları Çin için yüz kızartıcı yeni bir fiil anlamına gelmektedir. Çin’in ‘eğitim kampı’ olarak adlandırdığı toplama kamplarında 1-3 milyon insanın bulunduğu tahmin edilmekte. Doğu Türkistan‘da inşa edilen bu büyük hapishaneler Nazi Almanya‘sı uygulamalarını andırmaktadır. Evlerinden, yurtlarından, eş ve çocuklarından zorla ayrılan insanların sayıları her geçen gün artarken aynı zamanda uygulanan işkence ve zulümler neticesinde yüzlerce insan hayatını kaybetmektedir. Birçok aileye akrabalarının cesedi teslim edilmiş, ancak ölüm nedeni hakkında herhangi bir açıklama yapılmamıştır.

TOPLAMA KAMPLARINDA İŞLENEN HAK İHLALLERİ

Uygulanan yol ve yöntemlere bakıldığında Çin yönetiminin halihazırda bütün Uygurları ‘suçlu’ olarak kabul ettiği, din ve geleneklerine bağlı Uygurları terörist olarak gördüğü anlaşılmaktadır. Kamplardan çıkmayı başaranların ifadelerine göre toplama kamplarında mahkumları su tanklarına daldırma, kadın tutukluların yüzlerinde ve vücutlarında sigara söndürme, bileklerinden asılan tutukluları copla dövme, elektrik verme, değişik, acı verici nesnelerle dövülme, soğukta bekletme, yoğun ve parlak ışıkla körleştirme, uzun süre gergin pozisyonda tutma, uykusuz, aç ve susuz bırakma, günlerce “kaplan koltuğu” denen hareketsiz koltuklarda oturtma, elleri kelepçeli ve ayakları prangalı olarak dolaştırılma gibi kötü muameleler yapılmaktadır. Bu türden işkenceler fiziksel veya zihinsel bozukluklarla, çoğu zaman da ölümle sonuçlanmaktadır.

ACİL CEVAP BEKLEYEN SORULAR

Çin insan haklarına tamamen aykırı bulunan bu kampları neden açma gereği duymuştur?

Kamplar nerelere kurulmuştur ve kaç adettir?

Buralarda ne kadar kişi tutulmaktadır?

Bu insanlar hangi gerekçelerle tutuklanmışlardır?

DOĞU TÜRKİSTAN’DAKİ DİĞER HAK İHLALLERİNDEN BAZILARI

Doğu Türkistan’daki Uygurlara yönelik dini baskılar gün gittikçe artmaktadır. Baskılar 1970’li yıllardaki ‘Kültür Devrimi’nden sonra en üst noktaya ulaşmıştır.

Camiler ve mescitlerin birçoğu yıkılmış, bazıları eğlence mekânlarına dönüştürülmüştür. Mevcutlara ise Çin bayrağı ve devlet başkanı Xi JinPing’ın fotoğrafları asılmıştır.

İslami kıyafetler ve sakal, bıyık dini aşırılık olarak kabul edilerek yasaklanmıştır.

Memurların, işçilerin, 18 yaşından küçüklerin ibadet yerlerine girmeleri ve ibadet etmeleri yasaktır.

Öğrencilerin dini kurs ve okullarda okumaları yasaktır.

Ramazan ayında oruç tutmak ağır suçtur, alkol kullanmamak dini aşırılık olarak görülmektedir.

Uygur kızlar Doğu Türkistan’dan Çin’in iç kesimlerine ucuz iş gücü olarak götürülmekte, Çinli yerleşimciler ise Doğu Türkistan’a taşınarak bölgenin demografik yapısı değiştirilmektedir. Uygurlar ağır vergi yükleri ile ezilmektedir.

Çin yönetimi Uygurlara yönelik asimilasyon adımlarına hız vererek “ikiz akraba” politikasını uygulamaya koymuştur. Buna göre erkekleri ‘eğitim kamplarına!’ gönderilen ailelere Çinli bireyler zorla yerleştirilerek mahremiyet zedelenmekte ve Uygurlar sıkı takibe alınmaktadır.

Çin hükümeti 2016 yılından itibaren yeni doğan Uygur çocuklarına dini ve milli kimliği andıran 29 ismin verilmesini yasaklamıştır.

Çin rejimi Uygurların tarihi eserlerini yok ederek kültürel bir kıyım gerçekleştirmiştir.

Çin hükumeti yurt dışında eğitim gören çok sayıda Uygur öğrencinin ailesini rehin almak suretiyle onlara baskı yaparak Doğu Türkistan’a dönmeye mecbur etmiştir.

STK VE VİCDAN SAHİPLERİNİN TALEPLERİ

Son çeyrek asırdır siyasi, ekonomik ve askeri açılardan ivme kaydeden Çin, özellikle ekonomik hamlelerle İslam dünyasını siyasi konularda baskılama politikasını uygulamaya koymuştur. Fakat İslam dünyası, Çin ve ABD dışında üçüncü bir yolun olduğunu unutmamalı, Doğu Türkistanlı kardeşlerimiz reel politik kaygılara kurban edilmemelidir.

Çin uluslararası hukuka aykırı olarak Doğu Türkistan’da yapmış olduğu tüm hak ihlali uygulamalarının hesabını uluslararası mahkemelerde vermeli, bunun için İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) uluslararası toplumu, Gambiya-Myanmar örnekliğinde olduğu gibi acil göreve davet etmelidir. Başta İslam ülkeleri olmak üzere hak ve hukuka, insan haklarına riayet eden bütün ülkeler konunun takipçisi olmalıdırlar.

Sivil Toplum Kuruluşlarının Doğu Türkistan’ı ziyaret etmeleri sağlanmalı. Bu ziyaretler doğal ve durum tespiti yapılabilecek ortamlarda gerçekleştirilmelidir. Bölgede iletişim kurulacak kişilerin ziyaret sonrasında başlarına bir şey gelmeyeceği garanti altına alınmalıdır.

Tüm dünyadaki vicdan sahipleri, Çin hukuksuz uygulamalarına son verinceye kadar Çin mallarını boykot etmelidir.

Çin’in insanlık dışı hukuksuz uygulamaları tüm dünyada yüksek sesle duyurulmalıdır.

Çin, kendi yasalarına ve taraf olduğu uluslararası antlaşmalara aykırı olan Politik Eğitim Kamplarını hemen kapatmalı ve bu kamplarda isteği dışında tutulan insanların maddi-manevi zararları karşılanmalıdır.

Doğu Türkistan‘da yaşayan Uygurların yurtdışına seyahat yasağı ve yurtdışındaki Doğu Türkistanlıların memleketlerine dönüş ve akraba ziyareti engeli kaldırılmalıdır.

Yurtdışında akrabası olanlara yönelik denetim ve gözetim kaldırılmalı, para gönderme, posta, telefon, haberleşme engeli kaldırılarak en temel haklardan olan iletişim ve haber alma özgürlüğü sağlanmalıdır.

Uygur-Çinli ‘zorunlu akraba’ ya da ‘ikiz aile’ uygulamasına derhal son verilmelidir.

İnanç ve ibadetlere, giyim kuşam ve örf adetlere yönelik yasaklar bir an evvel kaldırılmalı, camiler ve tüm ibadethaneler olması gerektiği gibi özgür olmalıdır.

Dil, kültür ve eğitimin önündeki engeller kaldırılmalı, Uygurlar ana dilde eğitim yapabilmeli, tarihi eserler, kitap ve kütüphaneler korunmalı, okullar ve üniversiteler erişilebilir olmalıdır.

Ekonomik baskılar, gerekçesiz vergiler ve el koymalar, Uygur kızların uzak bölgelere işçi olarak zorunlu gönderimleri son bulmalı, devlet dairelerinde ve iş bulma hususunda Uygurlara Çinlilerle eşit rekabet imkanı oluşturulmalı, Evlilik, helal gıdaya erişim ve benzeri haklar iade edilmelidir.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
İLGİLİ HABERLER